
Off-White 10×10: Icons Reimagined’ın ilk drop’u çıktı. Açılışı yapan, Ava Nirui’nin 90’lar gençlik kültüründen izler taşıyan tişört serisi; ilk adres ise markanın Milano’daki Via Bigli 2 mağazası. On yaratıcıya on ikonik parçayı yeniden yorumlama alanı açan projede, artık ilk tasarımlar raflarda. Bu çıkışa Milano Moda Haftası sırasında Imaginary Palace lansmanı, söyleşiler ve uygulamalı atölyeler de eşlik etti. Böylece ilk parçalarla tanışmanın yanında, onları ortaya çıkaran fikirlere yaklaşmak için de bir fırsat oluştu.

Mağazanın kemerli pencerelerinin altında mavi-beyaz dama desenli vitrinler var. İçeride aynı mavi, halıda ve 10×10 işaretinde devam ediyor; açık renkli taş yüzeyler ve aynalar bu grafik düzenlemeye eşlik ediyor. Sokaktan başlayıp içeri taşınan renk, projenin mağazadaki varlığını hemen görünür kılıyor. İlk drop duyurusunun bu adresle başlaması da hikâyeye somut bir yer kazandırıyor: tişörtlerle tanışmak için Milano’da belirli bir kapıdan giriliyor.

Via Orobia 13’teki Imaginary Palace ise projenin daha geniş dünyasını bir araya getirdi. 23–24 Eylül’deki buluşmada on ayrı oda, farklı yaratıcıların yorumlarına ayrıldı. Tasarımların yanında referanslar, malzemeler ve onları çevreleyen düzenlemeler de yer aldı. Mağazada satışa çıkan ilk seriyle burada sergilenen bütün işleri birbirinden ayırmak gerekiyor; lansman, projenin farklı parçalarını aynı çatı altında görme imkânı veriyordu.
Odalar arasında dolaşırken sunumun dili de değişiyor. Tişört alanındaki metal rafın üzerinde bir Pikachu oyuncağı ve kitaplar var; mor ışık, askıdaki kıyafetlere kişisel bir odanın havasını veriyor. Sneaker alanında ayakkabıları el biçimli kaideler tutuyor, duvardaki kaykay fotoğrafları kullanım ve hareket fikrini tamamlıyor. Denim bölümünde ise yıpranmış kumaş, büyük ok biçimli yerleştirmenin yüzeyine kadar yayılıyor. Bir odada küçük gündelik eşyalar, diğerinde fotoğraf, bir başkasında malzemenin dokusu öne çıkıyor. Her parça, çevresindeki ayrıntılarla birlikte okunuyor.

Ürünlerin tanıtımını kutlayan lansman partisinin ardından, 24 Eylül’de kapılar söyleşiler ve workshop’lar için açıldı. Katılımcılar sneaker’ları kişiselleştirdi, tişörtlere serigrafi baskı yaptı ve denim üzerinde çalıştı. Boyaların, kalemlerin ve ayakkabıların aynı masaya yayıldığı fotoğraflarda projenin daha gündelik bir tarafı görülüyor. Sergideki tamamlanmış parçaların ardından, bu kez ellerin işe karıştığı aşamaya geçiliyor.

İlk drop’u takip etmeyi ilginç kılan da bu yakınlık. Tişörtü rafta görmek başlangıç; yanındaki kitapları, duvardaki fotoğrafları ve malzemeye yapılan müdahaleleri fark etmek, tasarımın nasıl oluştuğunu daha anlaşılır kılıyor. Büyük bir marka projesi, bu küçük ayrıntılar sayesinde daha kişisel bir ölçekte okunabiliyor. Özellikle workshop masasındaki boya izleri, sergi odalarında özenle yerleştirilen parçaların arkasında denemeye açık bir süreç olduğunu hatırlatıyor.

Daha fazla oku

Nespresso × Swarovski yılbaşı koleksiyonunda kahve kapsülleri kristal süslere uzanıyor. Renkli kampanyaya ve tanıdık formun yeni kullanımına bakıyoruz.

Pull&Bear × Dickies koleksiyonunda iş ceketleri, denim ve geniş silüetler buluşuyor. Kampanyanın arkadaş buluşması atmosferine yakından bakıyoruz.





Yorum yazın
Bu site hCaptcha ile korunuyor. Ayrıca bu site için hCaptcha Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.